Efendim, bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak diyarlardan geçip, birbirlerini bulmuş ve dünya evini kurmuş iki genç varmış.
Birinin adı Korkud, öbürünün adı Julia imiş. Gel zaman git zaman, bu mutlu gençlerin Volkan isminde bir oğulları olmuş. Volkan büyümüş serpilmiş, ama çok da büyüyemeden, bak demişler sana bir kardeş geliyor, adı da Ziya. Volkan ne zaman gelecek kardeşim diye bekleye dursun, hikayenin en güzel günlerinden bir gün babası arkadaşını aramış, biz hastanedeyiz bilginiz olsun diye. Erkenden gözlerini açma hevesinden midir?, uzun süredir beklemekten yorulmasından mıdır? Bilinmez, Ziya bebek sahneye girmiş ve ailenin gözleri daha da parlar olmuş.

Gökten üç elma düşmüş mü onu araştırmak, belki bisorusor.com'a sormak gerekse de görünen o ki onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine...

9 aydır bugünü bekleyen anne bir mutlu, baba daha bir mutlu, abi durumun pek farkında değil (olacak elbet :) ve Ziya bebek capcanlı.
Erkyazılım ailesi olarak küçük Ziya'nın abisiyle beraber öncelikle ailesine, sonra Erkyazılım ailesine hayırlar ve mutluluklar getirmesini dileriz. Tevekkeli, Korkud eylemlerimiz devam edecek diye boşuna demiyormuş :)
|
Eğer yaptığınız iş internet ile ilgiliyse, mutlaka HTML, HTML DOM ve Javascript terimleri ile çok karşılaşmışsınızdır. Ama çoğu kimse sadece işine yarayacak kodları alır, kopyalar ve çalıştırır. Gerisine hiç karışmaz. Oysa bir teknolojinin yapısını ne kadar iyi bilirseniz ona okadar hakim olursunuz ve o ölçüde isteklerinizi onunla rahatlıkla yerine getirebilirsiniz. Mesela uçakla bir adaya düştünüz, yanınıza da 3 şey alamadınız :) acil olarak da matematiksel bir hesap yapmanız gerekiyor. Bu durumda eğer iyi bir marangoz iseniz oduna şekil verme teknolojisini kullanarak bir abaküs yapar onunla yetinirsiniz. Mekanikçi iseniz uçakdaki metallerle mekanik bir hesap makinesi yapmanız mümkün. Elektronikçi iseniz uçakdaki devreleri kullanarak dijital bir hesap makinesi yapabilirsiniz. Yok bilgisayarcı iseniz aklınıza gelen ilk şey uçağın bagaj bölümünde bir Laptop aramak olacaktır :) Kısacası uğraştığımız teknolojilerin yapısını bilmek bizim sonuca gidiş şeklimizide değiştirebilir. | |
|
|
Gelgelelim DOM olayına. HTML bir dil değildir, bir arayüzdür. Javascript,VBscript,vs.. ise birer dildir. Programlama dillerinin object-oriented olarak HTML ile anlaşması için HTML'i nesneler bütününe çevirecek bir ara standart gereklidir. İşte HTML DOM da tam bu noktada ön plana çıkar.DOM, HTML ile programlama dilleri arasında bir standart oluşturarak bu dillerin HTML den bilgi alıp, bilgi vermesine yardımcı olur. DOM, Nesneler ve özelliklerden oluşur. Herhangi bir metod veya işlem içermez. |
|
Sonuç olarak eğer client-side olarak HTML' e daha fazla hükmetmek istiyorsanız, kullandığınız dil jscript,vbscript ne olursa olsun kesinlikle DOM un erişim yöntemlerini çok iyi biliyor olmanız gerekir.Piyasada DOM ile alakalı olarak bilgi bulabileceğiniz birçok döküman var ama işin derinine inmek için DOM'un hiyerarşisini iyi öğrenmek lazım. Benim bu noktada tavsiye edebileceğim en güzel kaynaklar EN: http://en.wikipedia.org/wiki/DOM_Events TR: http://www.mynotlar.com/html_dom/default.aspx İyi Çalışmalar | |
Pazarlama / Reklam
Yaptığınız işi güzel satmanız çok önemli. Bir şeyi , bir işi ne kadar iyi güzel yaparsanız yapın reklamınızı yapmadığınız zaman emeğinizin karşılığını almanız çok zor. Konuyu her platforma uygulamanız mümkün. Örneğin (fazla uzatmadan konuya gireyim) Belediyelerin hizmetleri. Belediyelerin görevi çok genel bir şekilde ifade edecek olursak halka hizmet etmek. Halkının yaşam kalitesi yükseltmek. Bu durumda belediyeden beklenen imkanlarını en iyi şekilde kullanarak en iyi hizmetleri vermesi.
Belediyelerimizin hizmetlerinden bir şekilde haberdar oluyoruz, en basitinden kendi mahallemize yapılan hizetleri görüp şahit oluyoruz. Fakat bu hizmetler acaba bunlarla mı sınırlı? Yazımın başında da belirttiğim gibi kendi reklamınız yapmanız çok önemli. İşte bu noktada imkanınız çerçevesinde elinizden gelen herşeyi yapmalısınız. Bu konuda en etkin ve ekonomik çözümlerden biri yine tabi ki internet.
Ümraniye Belediyesi Proje Günlüğü
Ümraniye belediyesi için hazırladığımız proje sitesi oldukça sade bir tasarımla işlevselliği bir araya getirdi.

Siteyi geliştirirken Ajax, Flash, XML ve benzeri teknolojilerden faydalanarak ziyaretçilerimize kullanım kolaylığı sağlarken sitenin ağırlaşmaması için de çeşitli optmizasyonlar yaptık. Ziyaretçilerin mahalle veya kategori filtreleyerek kolayca ilgilendiği hizmetlere ulaşmasını sağladık. Sitenin diğer artılarından biri ise Kolay Portal ile entegre olması. Ümraniye kurumsal sitesinden beslendiği için hem site güncel tutulabiliyor hem de içerik girenler tekrar tekrar işlem yapmak zorunda kalmıyorlar.

Eğer siz de bir Ümraniye'li iseniz belediyenizin sizler için neler yaptığını görmeden geçmeyin. Belediyenizin sağladığı hizmetlerden nasıl faydalanabileceğinizi öğrenin.
http://www.umraniye.bel.tr/proje/
Çekmeköy Belediyesi Proje Sitesi
Bir diğer Proje sitemiz ise Çekmeköy Belediyesinde. Yine görsellikten ödün vermeden işlevselliği ön plana çıkaran bir çalışma.

Sivas Belediyesi Proje Sitesi
Sivas belediyesi de projelerini etkili ve detaylı şekilde anlatmak için interneti seçti. Çok yakında bu site de yayına girecek.


Malum yaz aylarında günler uzun geçiyor. Hem günlerin uzun olması hemde genel müşterilerimizin mesai saatlerinin erken zamanlarda başlamasından dolayı çalışma saatlerinde düzenleme yapma gereği hasıl olmuştur.
Erkyazılım olarak siz değerli müşterilerimize daha verimli bir hizmet verebilmek için mesai saatlerimizi aşağıdaki gibi değiştirmiş bulunmaktayız.
Hafta içi:
sabah : 08.00
akşam: 17.00
Hafta sonu Cumartesi günü:
09.00 -13.00
Bize ulaşabileceğiniz telefon/mail bilgileri için tıklayınız.
Türk sinemasının karizmatik jönü Kadir İnanır ofisinde oturmaktadır. Birden içeriye sevgilisi hanım girer. Ayağa kalkar ve sarılır " hoşgeldin " der. Hanım hemen şikayete başlar, o kötüdür, bu kötüdür, şu iyi gitmiyordur, onlar yaramazdır, bunlar berbattır. İşte tam orda hanım kızımız konuşurken Kadir İnanır bir an gözlerini sevgilisinden kaçırır ve pencereden dışarı doğru şöyle bir bakar. O göz kaçırma ile hanımkız bir an duraklar ve Kadir İnanır pencereden dışarı bakarak bombayı patlatır. " Sen hiç dağlardan menekşe topladın mı? "
Hanımkızımız birden irkilir, daha önce söylediği herşeyi unutur ve birden gülerek " hayır, ama çok istiyorum" der. Kadir baba bunu bir fırsat bilerek " hadi gidelim ozaman ne duruyoruz ! " diye ekler ve beraber kadrajdan kaybolurlar.

Aslında bizim hikayemizde buna benzer. Tabi sıkıntısız iş hayatı olmuyor. İşleri yetiştirme derdi, stress, nasıl olacak , nasıl gidecek derken şöyle herşeyi unutup dağlardaki menekşenin peşine düşelim dedik.

Sapancada bir alabalık çiftliği bulduk. ( tabi patronumuz Bülent Bey buldu desek daha iyi olur. Çünkü önceden beri gidiyorlarmış ailecek fakat bizlere söylememişler hiç .) Çok iyi bir mekan gerçekten. Dağların arasında, ağaçlar, ırmak, çiçek, böcek, balık, çay ve toplantı. Tabi toplantı kafiyeyi bozdu biraz farkındayım ama olsun.Tabiatın içinde toplantı zevkli oluyor.( İsteyenlere gittiğimiz yerin adresini verebiliriz. Mail atmanız yeterli.)

Günün süprizi sabah giderken yapmur yağmasıydı. Ama nasıl yapıyor adeta bardak delinmiş, yağmur hiç bardağa uğramadan direkt yere akıyor. Ama daha sonra dindi tabiki ve güzel oldu ortalık biraz serinledi. Neyse, ben programı kısaca anlatayım.Önce güzel bir sabah kahvaltısı, ardından çayla güzel bir sohbet. bir önceki geceki Hırvatlarla oynadığımız yarı final milli maçını tekrar hatırlıyoruz. Kahkahalar, eğleceler derken ardından toplantıyı yapıp menekşenin peşine düştük.Fotoğraf çekimleri felan derken saat 6 gibi evimizin yolunu tuttuk.
Günün ardından temiz hava depolayıp, bedenen yorulsakta ruhen sıkınıtları dağlara taşlara bıraktık.Herkese tavsiye edermiyim? evet ederim. Yani, olay bu mudur? Evet budur !

Okuyucuların aklına tabi şöyle bir soru gelecek. Menekşe topladık mı?
Çok aradık ama menekşeleri bulamadık maalesef. Artık Bülent Bey yakında bir kere daha götürmesi gerekecek ekibi. Belki ozaman buluruz menekşeleri...
:)

İki patron yanyana. ( Soldan Sağa: Bülent Bey, Atakan Bey )