Compete.com firması tarafından ortaya atılan bir istatistik yaklaşımı var. Adına Attention metrics deniyor.
Ziyaretçilerin sitede geçirdiği vakit toplamını, US de internette gezinen tüm kullanıcıların geçirdiği süreye bölerek oraya çıkan rakam ile siteler arasında karşılaştırma yapılması temeline dayanıyor.
Bu sayede AJAX, Flash, Online video gibi uygulamalar yüzünden ölçülmesi krize dönen ziyaretçi sayısı hit sayısı gibi tutarsız veriler yerine daha tutarlı bir sonuca ulaşılmaya çalışılıyor.

Konu 1 yıllık olsada, Microsoft'un da buna benzer bir sistem ile uğraştığını (reklam dağıtımını en verimli yapabilmek için) biliyoruz.
Konu ile ilgili Bisorusor.com'da bir soru yayınladık. Sizin fikriniz nedir? Bu yaklaşım site ölçümleme dışında da uygulanabilir mi?
Erkyazılım'da babacan tavırlarıyla tanınan CTO'muz Atakan Bey artık gerçek bir baba.

1 Nisan 2008 saat 12.30 da uzak dünyalardan nurtopu gibi bir kız evladı dünyamıza teşrif etti.Eser çifti bu güzel armağana Hatice ismini verdiler.
Erkyazılım ailesini sevince boğan bu güzel haberle birlikte saat 18:00 sularında Atakan Bey'in mutluluğuna şahit olmak ve bir kaç kare fotoğrafla bu anı belgelemek için hastanedeydik.
Koridordan bizi karşılamak için gelen Atakan Bey yürüşü ile gerçek baba olduğunu kanıtlar gibiydi :)

Sevgili Hatice Hanımefendi'ye tüm şirket çalışanları adına "Dünyamıza Hoşgeldin" diyor, Eser Ailesine de Hatice ile birlikte gelen mutluluğun daim olmasını diliyoruz.
Information Architecs, "Web Trend Map 2008 Beta" isimli bir çalışma ile 300 e yakın web sitesine ait metro haritası tadında trend haritası hazırlamış. A3 PDF çekilebildiği gibi , A0 boyutunda devasa bir poster de sipariş verilebiliyor. (email yolu ile 50-55 usd civarı).
Geçmiş yıllardaki 1. ve 2. versiyonları görmemiştim. Haritayı Tokyo metro sistemi üzerine kurgulamışlar ve trendlere göre web sitelerini istasyonlar arasında dağıtmışlar. Mesela, Facebook geniş bir bakış açısına göre artık sıkıcı olduğu için, sıkıcı ama önemli bir istasyon olan Nipporiye kaydırılmış, belli yönden ona benzer olan Flickr'dan dolayı Yahoo'yu yakın bir istasyona almışlar vb. (Web sitelerini ilişkisel olarak incelemek için de kullanılabilir.)

8,05 MB PDF download etmek istemiyorsanız, web sayfası olarak da gezilebilirsiniz. İlginizi çekti ise, Visual Complexity'ye göz atmanızı tavsiye ederim.
Bir önceki yazımda, İPZ 2007'den notlar aktarmıştım. Aynı zirvede "E-ticarette Başarının Sırları" konulu panelde, Tatil.com, Hepsiburada.com, Gittigidiyor.com yöneticilerini dinleme fırsatı bulduk.
Kurucu ortağı ve yöneticisi Kaan Dönmez'in ifadesi ile HepsiBurada.com'un 2007 market/piyasa değeri 150 milyon USD'ye, ciroları ise geçtiğimiz yıla göre %100 den fazla artarak yaklaşık 140 milyon USD'ye ulaşmış.
Yıllara göre büyüme şu şekilde:
2005 - 40 milyon USD
2006 - 65 milyon USD
2007 - hedef 130 milyon USD iken Kasım 2007 de bu rakama ulaşılmış, 2007 yıl sonu tahmini 140 milyon USD
2001 yılında nerdeyse %0 olan bayan kullanıcı sayısı 2007 de %20 ye ulaşmış. Tüm satış rakamları içinde kurumsal satışlar %1 den bile küçük iken, gene tüm satışlarda Ankara %39 ile 1. , İstanbul ise %32 ile ikinci sırada imiş.
Kaan Dönmez'e , Hepsiburda'nın en büyük ve tekel gibi bir konumda olduğunu ama BestBuy, MediaMarkt gibi devlerin Türkiye'ye gelmesi ile nasıl bir süreç yaşanacağını, pazarın mı büyüyeceğini yoksa Hepsiburda'nın mı payının küçüleceğini sordum. Cevaplar ilginçti. (maddelersek)
• Pazar %15-20 civarında büyeyecek.
• Karlılığımızı yatırıma çeviriyoruz, önümüzdeki 3-4 sene daha büyüme hedefli olacağız.
• Dışarıdan gelenlerin, büyük alışveriş merkezleri dışındaki şubelerinde düzgün satışları yok.
• İstanbul dışında mekan(depo/merkez) sahibi olmak önemli, (biz bu güce sahibiz demek oluyor)
• Normal bir perakendecinin bu dünyada bizimle yarışamaz (Türkiye'de bizi yenecek firma yok demek istediğini düşünüyorum)
Gittigidiyor.com'un yaptığı ticaret şekli benim biraz ilgi alanım dışında kalsa da ciddi bir performans sergilediklerini göz ardı edemem. 600 bin çeşit ürün, ayda 4 milyon tekil ziyaretçi, 1.6 milyon kayıtlı (kredi kartı onaylı) kullanıcı, 160 çalışan (kardeş firmalar ile birlikte), e-Bay ortaklığı (<%20 imiş) ile Türkiye e-ticaretinde özel bir konuma sahipler.
Günde 2500 ticket (yardım masası başvurusu, telefon, email vb) cevaplıyorlar. Genel müdürünün ifadesi ile (ismini bilemiyorum, normalde ortaklardan Tolga Kabataş gelecekken, firma genel müdürü geldi sunuma) kardeş siteleri olan istanbul.net, ankara.net gibi çöçatan sitelerinden gelenleri istemiyorlar. İstedikleri daha sadık müşteri ve kullanıcı kitlesi. Sahte ürün vb satış işlerinde müdahil olmuyorlar. (olmaları da çok zor)
Tatil.com'u hiç kullanamadım (belki siteye girip çıkmışımdır), kurucusu Atilla Mert'in tanıtımı ile, en ucuz fiyat garantisi veriyorlar. Expedia.com gibi sitelerin de çok uygun fiyatlar verdiklerini nasıl yarıştıklarını sorduğumda iyi alım ve servisler ile değer ürettiklerini ve en iyi fiyatı elde ettiklerini belirtti. Günlük 1500 rezervasyon gibi bir rakamla sıradan bir acentanın daha üstünde iş yapıyorlarmış.
Özellikle Kaan Dönmez'in cevaplarının bazıları çok iddalı ve yoruma oldukça açık. Benim ilgilendiğim kısım pazarın büyümesi tarafı.
Geçtiğimiz hafta GGK'da gerçekleştirilen "Amerika'da İnternet ve Girişimcilik, Yüz doların hikayesi" başlıklı seminerde Ahmet Kırtok 2007 3. çeyrek e-ticaret sonuçlarını bizimle paylaştı. USA resmi rakamlara göre Amerika'da e-ticaretin payı tüm perakende pazarında %3.4 . Bu oldukça ilginç bir rakam, e-ticaret almış yürümüş dediğimiz yerde bile nekadar büyük bir e-ticaret büyüme potansiyeli olduğunu bize gösteriyor.

Bir alttaki grafiğe bakarsanız 2006'nın aynı dönemine göre pazar %3.8 büyürken, e-ticaret %19.3 büyümüş. En basit yorumla e-ticaret pazarı normal pazardan daha hızlı büyüyor ve dilimini artırıyor. (detaylı analiz için tıklayın)

Bu örneklemeyi Türkiye'ye de çok rahat uygulayabiliriz. Kaan Bey'in dediği pazarın %15-20 büyümesini ve Türkiye'de e-ticaretin durumunu göz önüne alırsak önümüzde büyümeye müsait küçük bir dev duruyor. Rakamları okumak, değerlendirmek ve aksiyon almak bizim elimizde.
Zirve notlarımdan geriye dünyanın yükselen yıldızı mobil ile ilgili epey bir not kaldı. Bir sonraki yazı da onlar üstüne olacak gibi görünüyor. ;)
Bir süredir aklımda ve notlarımda olan, "Kodlarken Maestro Olmak" yahut "Koddaki huzur , mutluluk budur :)" başlıklarına yakın bir yazı için kolları sıvamışken, Gürkan Yeniçeri'nin bloğunda "Yazılım Uzmanı Olamayacağınızın 10 Kanıtı" isimli yazıyı gördüm. Yazının ilk orjinalini yazan Justin James dışında Gürkan Yeniçerinin de çeviriyi yaparken çok güzel yorumları ve eklemeleri olmuş. Aklımdaki yazıyı biraz daha düşünürken, önce 10 kanıtı iyi bir okumak, konuya ısınmak lazım.
Neden yazılım uzmanı olmazsınız?
Sayfadaki yorumlarda katılımcılar birkaç ekleme daha yapmışlar. Liste elbet daha da uzatılabilir ama bu haliyle bile tabiri yerinde ise "cuk" diye oturmuş ve en temel tespitleri içinde barındırıyor. Sizce de öyle değil mi?