Aylardır üzerinde çalıştığımız, gecemizi gündüzümüze kattığımız, hafta sonu tatilleri yapmadığımız bebişimiz BiSoruSor.com beta testine açıldı. Daha önceden özel alfa testinde bulunan ve özel davetiye ile üye girişi yapılabilen BiSoruSor.com'a böylelikle herkes üye olabilecek.
Paylaşarak sıkıntıları giderme platformu olan BiSoruSor.com'un herkese açık bir hal alması ve suya inmiş olması onu kodlayan, emek harcayan biri olarak beni ne kadar sevindirdiğini, gururlandırdığını anlatamam. Projeye aylar öncesinden başlamış olmamıza karşın, yapılacakları eksiklikleri gördükçe, BiSoruSor.com'un bir bebek gibi devamlı ilgiye ihtiyacını hissettikçe projenin en baş noktasında olduğumuzu daha iyi anlıyorum.

Yıllardır web siteleri kodlayan, webe - internete inanan, web 2.0 projelerini takip eden, kendi kendine devamlı web proje planları yapıp bir türlü hayata geçiremeyen, internetsiz bir hayat olamayacağını düşünen biri olarak, BiSoruSor.com'un Web 2.0 konsepti üzerine kurulmuş olması benim üzerinde çalıştığım projeler açısından onu daha değerli yapıyor.
BiSoruSor.com nedir diye merak edenler hakkında kısmını ziyaret edebilirler. Aşağıda da BiSoruSor.com'da sorduğum bir soru bulunuyor.
Bu eklentinin de daha geniş bir halini yapmak gerektiğinin şimdi farkettim. :)
Ekleme : Eklentinin geniş hali yapıldıktan sonra güncellenmiştir.
Murat Bahar, konulara çok farklı ve orjinal yönlerden bakma gibi bir kabiliyete sahip ender arkadaşlardan... Fikirlerine "değer" verdiğim gibi fikirlerinden "değer"de alırım :)
Kurumsal blogumuzda internet dünyası kanalıyla değerli gördüğüm birçok konuyu öncelikle kendime sonrasında hasbelkader blogumuza ulaşmış sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.
"Bir işletmenin değerini belirleyen faktörler nelerdir ve bir işletmenin değeri nasıl hesaplanır" diye soracak olursak. Gelişimplatformunda Murat Bahar'ın ""Değer" Ne?" konulu yazısını okumalısınız. Sagolsun Murat Bahar konuyu çok güzel bir uslubla cevaplandırmış. Çok istifade ettiğim bu yazısından dolayı kendisine özel teşekkür ederim.
NOT: Gelişimplatformundaki yazılar sadece üyelere özel olduğu için herkesin ulaşabilmesi amacıyla aşağıya kopyaladım, (arakladım, alıntı yaptım)
--------------------------
Geçtiğimiz ay ülkemizdeki inovasyon ortamı üzerine nacizane düşüncelerimi belirtmiştim. Fikir-sermaye-yönetim üçgeninin başarı için kilit olduğundan ve yeni şirketlerin bu üçgende değer kazandığından ve inovasyon ekonomisinin de buradan doğduğundan bahsetmiştik.
Hatırlarsanız, bir süre önce Belediyeden.com (beta) 1. kısmının açıldığı duyurmuştuk. Geçen süre zarfında indekslediğimiz belediyelere ait haberlerin sayısı 100 bin'e yaklaştı (*)
Belediyelerin kendi yayınları dışında yerel haberleri de geçtiğimiz zaman içinde devreye aldık. Bu arada aklımızdaki diğer bir fikir olan "Belediyeler Web Sıralaması"'nı hayata geçirdik.
Kimleri sıralıyoruz?
Başlangıç olarak toplamda 87 adet olmak üzere, büyükşehirleri, İstanbul'un tüm ilçelerini, RSS hizmeti veren (**) belediyeleri, bazı illeri ve ilçeleri sıralıyoruz. (***)
Nasıl sıralıyoruz?
Belediyeden.com olarak sıralama yaparken, aşağıdaki objektif kriterleri kendi geliştirdiğimiz bir formül ile "Belediyeden.com puanına" çeviriyoruz. Yani günlük olarak belediyelerin Alexa'daki tahmini sırasından, Google'daki bilinilirliğine, vatandaşa verilen hizmetlerden, web'e verilen öneme kadar 9 kriteri göz önüne alıyor, bunlara göre puanlarını hesaplayıp, sıralamayı gerçekleştiriyor ve görsel bir şekilde raporlarını üretiyoruz.
Puanlama yaparken tüm belediyeleri aynı anda puanlıyor ama hususiyetlerinden dolayı büyükşehirleri ayrı diğer il, ilçe ve beldeleri ayrı gösteriyoruz.
(*) RSS hizmeti veren belediye web sitelerinin verileri toplanmakta ve belediyeden.com'da yayınlanmaktadır.
(**) Bizim bulduğumuz kadarı ile 28 adet belediye düzgün olarak bu hizmeti veriyor.
(***) Sıralamaya ve haber sistemine dahil olmak isteyen belediyelerimiz Önerim Var formunu kullanarak bize ulaşabilirler.
Navigasyon kelimesinden; kimine göre yer bulma, nerde olduğunu bilebilme kimine göre (daha çok bize göre) hedef kitleyi doğru adımlarla yönlendirme anlamı çıkarabiliriz.
IKEA'yı hep örnek veririz.
"Abi adamlar showroom olayını aşmışlar, showroom dizaynını inşaat mühendisinin bakış açısı ile değilde bir pazarlamacının bakış açısıyla tasarlamışlar, hatta üretimlerinide pazarlamadan başlayarak planlamışlar"
Tabi IKEA'ya gitmeyenler neden bahsettigimi tam anlamamış olabilirler. IKEA 2 kattan oluşuyor, üst katının tamamı showroom, altkatının bir kısmı depodan oluşuyor. Gelen herkesi üstkattan başlatıp hedef müşterisine belirli zikzaklar çizdirip öncelikle oturma odasından, sonrasından yatak odasından, banyo ... devam ettiriyor. Yani sizi akıllı bir şekilde bütün reyonlardan adeta tatlı zorlamayla dolaştırıyor ve ürünleri tam olarak görmenizi sağlıyor. Beğendiğiniz ürünlerin kodunu not ediyorsunuz ve altkattaki deponun ilgili rafından zorlanmadan alabiliyorsunuz.
Sonuçta IKEA'nın kullandığı pazarlama objelerinden bazılarını anlamak için bu objeleri web teknolojilere uyarlayalım;
- Navigasyon
- Ürün sunumu/Prezentasyon
- Detaylara ulaşım
- Müşteriyi doğru yönlendirme
Amaç ürün satmak ve pazarlama (e-ticaret) ise iyi bir web sitesinde yukarıdakiler doğru olarak kurgulanmış olmalı.
Aslında IKEA'nın başarısının altında daha bir çok fikir ve güzellikler var. Daha fazla bilgi ve farklı bir bakış açısından değerlendirmek için "Pazarlama ve Başka Şeyler" blogundan Serdar Beyin "IKEA'da Kral Kim" konulu yazısını okumanızı tavsiye ederim.
Yazıyı aktarmadan önce Fahri Karakaş Bey'den kısaca bahsetmek istiyorum. Kanada'da yönetim bilimleri üzerine doktora çalışması yapıyor. Yönetim kuramlarının doğduğu yeşerdiği bilim merkezlerinin en ünlülerinde böyle güzide bir arkadaşın olması gelecek adına ümitlerimizi arttırıyor.
Geçenlerde Gelişim Platformunda yayınladığı yazısını sizinle paylaşmak istiyorum. Yazıda bahsi geçen Stef Wertheimer'la 2005 yılında GOSB Teknopark'a başvuru değerlendirmesinde tanışmıştık. Biz görüşme için neden 3 ay bekletildiğimizi anlamazken işin gerçeği sonradan çıktı. Mr. Wertheimer görüşmeleri bizzat yapıyormuş ve 3 ayda bir Türkiyeye geliyormuş. Neyse görüşmemiz olumlu geçti ve teknopark'a kabul edildik. İşin enterasanı Mr. Wertheimer 2006 yılında Israil'deki hemen hemen bütün şirketlerini satıp Israil'in 2.zengini olarak dünyada ARGE yatırımı aramaya çıkmış olması. Bu kadar paparazziden sonra konuya gelecek olursak aşağıdaki yazılanlar hepimizin paylaştığı ortak duyguları ifade ediyor. Umarım gün gelir, hedefler aşılır, hey gidi günler deriz...
-----------------
Soru: Türkiye nasıl çağ atlar ve 21. yüzyılda dünyanın en iyiler liginde yerini alır?
Cevap: Türkiye’nin 21. yüzyılı yakalamasında kilit kavramlar “yeni ekonomi”, “girişimcilik”, “entellektüel sermaye”, “yaratıcılık”, “ARGE”, “markalaşma”, “tasarım” ve “inovasyon”. İşte 21. yüzyılın kritik başarı faktörleri!
Yağ belli, un belli, şeker belli. Ne duruyoruz? Helva yapsak ya!
İşte bu yazımızın konusu bu. Bu helvayı nasıl yapacağız? Dünyanın gelişmiş ülkeleri bunu nasıl yapıyor? Biz nasıl yapabiliriz?
Önce dünyadan örneklere bakalım...

İSRAİL’İN MODELİ: TEFEN
İsveç'te katıldığım dünya çapındaki “Academy of International Business” konferansında en fazla ilgi çeken sunum İsrailli işadamı Stef Wertheimer’in ortaya koyduğu TEFEN Modeli idi. Wertheimer, Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanmasının endüstriyel gelişimden, kalkınmadan ve istihdam oluşturmadan geçtiğine inanıyor. TEFEN, teknoparklar, endüstriyel parklar ve inkübatörler içeren bütüncül bir model. Modelin beş ayağı var:
1. Endüstri,
2. ARGE ve Teknoloji Üretimi
3. Eğitim ve Üniversite
4. Çevre ve Yaşam Alanları
5. Sanat ve Kültür
TEFEN, entegre bir yaşam ve üretim platformu. TEFEN modelinde yaşam, öğrenim, üretim, kültür ve araştırma ortamları iç içe yer alıyor. Binlerce hektar alanda inkübatörlerde teknoloji üretiliyor, gençlere istihdam sağlanıyor, imkan veriliyor, girişimcilere risk sermayesi sağlanıyor ve girişimciler iş kurup büyütüyorlar. Bu modelde üniversite ve endüstri beraber çalışıyor. Bilim-yenilik-teknoloji-üretim-pazarlama-satış zinciri etkin şekilde kuruluyor ve işliyor. Onlarca patent üretiliyor, binlerce ARGE projesi devam ediyor.
BİZİM TEFEN MODELLERİMİZ NE ZAMAN İŞLEYECEK?
Büyük sorumuz şu: Biz ne zaman kendi TEFEN modellerimizi Anadolu’nun dört bir tarafında kuracağız? Bizim Silikon Vadilerimiz ne zaman devreye girecek ve dünya çapında inovasyon ve teknoloji üretecek?
BİLGİ YENİLİK BÖLGELERİ (BYB)
Dünyanın dört bir tarafında geleceğin yenilik hareketlerinin tetiklendiği küresel yenilik ve teknoloji merkezleri ortaya çıkıyor. Onlara ne ad verliyor biliyor musunuz? BYB “Bilgi Yenilik Bölgeleri” (KIZ, Knowledge Innovation Zone). Serbest Ticaret Bölgelerinden esinlenen ve modellenen bilgi, yenilik ve teknoloji üretim bölgeleri bunlar. Bu bölgelerde akademi-üniversiteler-araştırma merkezleri-enstitüler-devlet kurumları-şirketler-sivil toplum kuruluşları beraber teknoloji ve yenilik üretimi için sinerjik işbirlikleri, stratejik ortaklıklar ve ortak projeler gerçekleştiriyorlar. Bu bölgelerde risk sermayesi, melek sermayesi, teknoparklar, teknokentler, kuluçka merkezleri birarada yer alıyor. Silikon Vadisi, İsrail TEFEN Modeli, Dubai Bilgi Köyü, Leiden Bilgi Topluluğu, Baltık Denizi Bilgi Bölgesi, Barcelona Bilgi Yerleşkesi, Şangay Geleceğin Şehri, Hyderabad Bilgi Şehri, İsveç-Danimarka-Kopenag Hattı Sınırötesi Oresund Bölgesi bunlardan bazıları.
GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİ
Bu bölgelerde geleceğin kablosuz, sensör, network, mobil ve siber teknolojileri için çığır açıcı araştırmalar hızla sürüyor. Bu bölgeler, teknoparklar, inkübatörler, melek sermayesi ve risk sermayesinden oluşuyor. 21. yüzyılda başarının yolu teknoloji üretimi, inovasyon ve ARGEden geçiyor.
ZENGİNLİĞİN KAYNAĞI İNOVASYON
Gelişmiş ülkeler zenginliklerini inovasyona borçlular. Türkiye ekonomisinin şaha kalkmasını sağlayacak kritik anahtarlar:
EĞİTİM; İNOVASYON; ARGE; İNSANA YATIRIM; GİRİŞİMCİLİK; ÜRETİM; MARKALAŞMA
Biz ne zaman bu sahalarda zirveyi zorlayacak ve atağa kalakacağız?
Ülke olarak acilen yapmamız gerekenler:
• Teknoloji geliştirme bölgelerinin, inkübatörlerimizin, teknoparklarımızın sayısını ve kalitesini arttırmalıyız. Geniş ve temiz alanları geleceğin Silikon Vadilerini kurmak için ayırmalıyız.
• İnovasyona, yaratıcılığa, IPO’ya (halka açılma) ve risk sermayesine (venture capital) elverişli platfromlar ve bilgi yenilik bölgeleri oluşturmalıyız.
• Risk sermayesi, melek sermayesi ve yeni fikirlere para yatırma mekanizmaları geliştirmeli ve yaygınlaştırmalıyız.
• 21. Yüzyılın küresel sınırlar ötesi inovasyon, yenilik, teknoloji, üretim, istihdam ve yatırım ortamlarını oluşturmalı, ve buraları küresel cazibe merkezleri haline getirmeliyiz.
• Ar-Ge’li girişimciliği teşvik etmeli ve genç girişimcileri teşvik ve destek mekanizmalarını arttırmalıyız. Bu hususta yardımseverliğe ve daynışmaya dayalı Ahilik modelleri, vakıf kurumları, sivil toplum kuruluşları kurmalıyız. İnovasyon ve yenilik üretmede iflası bir son değil, başarıya ulaşmada bir basamak olarak kabul etmeli, riski teşvik ile girişimciye kol kanat gerip yola devam etmesini sağlamalıyız.
• Üniversitesi, sanayii ve girişimcileri destekleyebilecek düşünceye sahip iş adamları olan şehirlerimizde 21. yüzyılın teknoparklarını kurmalıyız.
TEKNOLOJİ BÖLGELERİMİZ
1. Istanbul - Gebze arası bölge,
2. ODTÜ ile Bilkent arası bölge
3. Çeşme yarımadası teknoloji koridoru
ÜNİVERSİTE ENDÜSTRİ İŞBİRLİĞİ
Üniversite-endüstri işbirliği, teknoparklar, inkübatörler, bilgi yenilik bölgeleri, ARGE, inovasyon konularında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden biri Ergun Özakat. Özakat, girişimci cesareti ve vizyoner kimliği ile Çeşme Alaçatı’da başarıyla işleyen bir Teknopark modeli kurdu.
ALAÇATI TEKNOPARK PROJESİ
1990’larda mega projeler arasına alınan Alaçatı Teknopark projesi zamanla Urla-Çeşme arası teknoloji bölgesi çalışması haline dönüştü. Dev teknokent içinde 6 yollu anayol, Yüksek Teknoloji Enstitüsüne paralel diğer daha küçük okullar, rüzgardan elektrik üretmek, sadece bu bölgede yıllık 360 milyon dolar rüzgar enerjisi potansiyel geliri, yaşam tarzı ile ilgili Alaçatı Venedik projesi, çevresel bir yaşamı anlamlı kılan el sanatlarına destek veren bir köy çalışması, hava meydanı, yat limanı, golf alanları, Alaçatı surf cenneti yer alacak. Bölgenin stratejik bir önemi var: Kuvvetli sanayi bölgelerine yarım ile bir saat mesafede, Egenin 10 üniversite ve 40 yüksek okuluna azami 2 saatlik mesafede. Çeşme Yarımadası Teknokent projesi prodüktiv yaşamı, kısa zamanda uluslararası kültürel renk ve kritik kütle çalışmaları ile sinerji yaratarak dev bir yapı haline geldi.
EGE’NİN SİLİKON VADİSİ
Urla-Çeşme teknoloji koridoru modelinde Amerika, İsrail, Japon ve Fransa modelinden faydalanıldı. Özellikle uydu, kominikasyon, software, biyogenetik, enformatik gibi tam çevreye uyumlu, AR-GE ile üretim yapan, enerjisi rüzgar, güneş, jeotermalden elde edilen teknolojilere ağırlık veriliyor. Çeşme Yarımadası Teknokentinde “Silicon Valley” hedef model olarak alındı. Silikon Vadisi 70 km. Uzunlukta ve 15 km.genişlikte yani 105,000 hektar bir alana yayılmış ve günde 63 dolar milyoner yaratıyor.
SONUÇ
21. yüzyılı kurmada “yeni ekonomi”, “girişimcilik”, “entellektüel sermaye”, “yaratıcılık”, “ARGE”, “markalaşma”, “tasarım” ve “inovasyon” vazgeçilmez kritik başarı faktörleri haline geliyor.
Bu faktörleri ustaca ve zekice yoğuran; hızla, kıvraklıkla ve esneklikle şekillendirebilen genç girişimciler ve liderler; oyunun kurallarını değiştirebilirler.
Ülkemizde risk sermayesi ve melek sermayesi mekanizmalarını işletmeliyiz. Üniversite-endüstri işbirliklerinin kalitesini, sayısını, çapını, çeşitliliğini arttırmalıyız. Yurdun her yanına yüksek kalitede inkübatörler ve teknoparklar açmalıyız. Her sektörde girişimciliği teşvik eden proje yarışmaları ve takım yarışmaları açmalı ve kazananlara başlangıç sermayesi ve olanak sağlamalıyız. Gençlerimizi ve genç girişimcilerimizi teşvik etmeli, onların önünü açmalı, koçluk ve eğitimlerle bilinçlendirmeli ve kendilerine güvenmelerini sağlamalıyız.
Fahri Karakaş / Montreal Günlüğü / GelişimPlatformu
Yazının orjinali için : http://www.gelisimplatformu.org/uye/uye_aktivite_detay.asp?MODE=DUYURU&akt_id=3724