Yaklaşık 4 ay önce geliştirme çalışmalarına başladığımız bir projeyi yayına almanın heyecanını yaşıyoruz. Saatlerce yapılan toplantılar, gidip gelen onlarca mail, excel listeleri derken nihayet mutlu sona ulaştık. Bir web projesi için son demek pek doğru değil sanırım. Özellikle Acikinovasyon.com için yenilikler de kaçınılmaz olacak.
Acikinovasyon.com, ürün ve hizmetleri ile ilgili inovasyon fikirleri, projeleri ve önerileri almak isteyen şirketlerle bu konular hakkında bilgi sahibi, ilgi duyan kişilerin buluştuğu bir platform.

Şirketlerin inovasyon çağrıları yayınlamasıyla başlayan süreç bireysel üyelerin fikir ve projelerini şirketlere bu platform üzerinden iletmesiyle devam ediyor. Çağrılara gönderilen fikirler, bireysel üyeler tarafından değerlendirilip, yorumlanarak en değerli proje ve fikri belirleme fırsatı bulunabiliyor. Şirket yetkilileri tarafından, gelen fikir ve projeler şirketin daha önceden belirlediği kriterler üzerinden puanlandırılarak, ödüllendirilmeye layık görülen proje ve fikirler belirleniyor.

Acikinovasyon.com’u dün itibariyle kapalı beta olarak yayına açtık. Site bir süre davetiye ile bireysel üye kabul ediyor. Bu blog içeriğine yorum yapanlara da davetiyeler bizim hediyemiz olsun :)
Erk Yazılım ekibi olarak proje sahibi genç arkadaşlarımızı tekrar tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
Acikinovasyon.com ile ilgili gelişmeleri http://blog.acikinovasyon.com dan takip edebilirsiniz.
Uzun zamandır kafamızı kurcalayan bir konuydu yedekleme politikası, yedeklerin dışarı çıkarılması, zamanlaması vs. Aslına bugüne kadar bir şekilde elle alınarak büyük bir sorun olmadan idare etmiştik. Ama ne varki buna ciddi kalıcı bir çözüm bulmalıydık. Ufak kodlarla otomatize ettik bu işi, fakat bu defada birisinin, disklerin dolup dolmadığını, yedeklerin alınıp alınmadığını kontrol etmesi gerekiyordu. En önemlisi yedeklenen verilerin lokasyon dışına taşınamaması ciddi bir sorundu. Zira yedeği alsak bile en kötü ihtimali düşünerek (yangın, sel, deprem, hırsızlık vb.) önlemleri maximum seviyede tutmalıydık. Tam bu sırada yardımımıza Amazon S3 Servisi yetişti. S3 alt yapısını kullanarak çok sevdiğimiz ve severek kullandığımız (eminiz siz de seveceksiniz) bir uygulama geliştirdik. Adı YEDEKK.
YEDEKK’in iki parçası var birisi hangi verinin yedekleneceğini, ne zaman başlanacağı gibi ayarların yapıldığı yönetim ekranı uygulaması. Diğeri ise bu uygulamada verilen ayarlara göre yedekleri belirli saatlerde alıp, paketleyip, şifreleyip Amazon S3 altyapısını kullanarak lokasyon dışına taşıyan servis.
İki aydan fazla bir süredir kendi sunucularımızda kurduğumuz YEDEKK’in alfa ve beta testlerini başarıyla gercekleştirdik. Artık yedeklerimiz, biz gece mışıl mışıl uyurken, tatildeyken düzenli olarak alınıyor. Kafamızda böyle bir iş yok, içimiz rahat. Hani olurda ihtiyaç duyarsak bir kaç tıklama ile yedeklerimizi geri alıp kullanabiliyoruz.
Bilirsiniz, bu tip sistemlerin önemi, istenmeyen bir olayı tecrübe ettiğimiz zaman anlaşılır. Araçların hava yastığı gibi, aracı alırken 10 hava yastığı için çok para verir, aracı kullanırken belki buna hiç ihtiyacımız olmaz ama ihtiyacımız olursa iyi ki varmış deriz. Verileri en az riskle kullanmak istiyorsak bu tip kurallara dikkat etmemiz gerekir. Hiç veri kaybı yaşamamış olmamız, bir gün yaşamayacağımız anlamına gelmez.
Yedeklediğiniz verilere hiç ihtiyacınız olmamasını umarız. Gene de sağlam bir limana demir atmakta fayda var :)
bkz: Kemerleriniz gösterildiği şekilde bağlanır. Belinize göre ayarlanır ve açılır.
Her projenin açılış süreçleri sıkıntılıdır. Hangi sektörde olursanız olun, üretimin sonuna gelen bir işin son virajı alması oldukça sancılı geçer. Aynı maratondaki gibi. Koşu uzundur ama son anda tökezleme, yapının iflas etmesi ihtimalleri her zaman bulunur. Bir noktadan sonra artık bacaklarınıza (daha doğrusu kaslarınıza) hükmedemez hale gelirsiniz, "bırak kendini şu boşluğa, salla ayaklarını" der içinizden bir ses ama gene de inat eder sona varmaya çalışırsınız. (*)
Uzunca bir süredir Exa'nın Bayikanalı isimli B2B sistemi ile uğraşıyoruz. Ana geliştirici olarak harcadığım emeği anlatmam çok zor. Bazı noktalarda kaslarımız zorlasa da 2009 Ağustos ayında başattığımız süreci geçtiğimiz hafta 150 kadar bayi özelinde beta sistemini devreye alarak son dönemece sokmuş olduk. Şimdiler de son düzlüğü bitirme derdindeyiz. Hedefimiz 1 Şubat (mesailer devam ediyor :)
Starbucks'ı anlatan kitaplarda, en önemli özelliklerinden birisinin "Her şeye azami önem verilmesi" olarak anlatırlar. Tezgah düzeninden, tezgah arkasındaki görevlilerin (baristalar) çalışma düzenine, menü levhalarından, şekerlere, karıştırma çubuklarından masalara kadar herşey üzerine titizce çalışılmış ve bir bütünlük ortaya konmuştur. Erkyazılım olarak ortaya koyduğumuz projelerde buna azami dikkat etmeye, mümkün olduğunca uygulamaların her köşesinin ince işlenmesine gayret ediyoruz. Hedefimiz kullanıcıların en güzel deneyimleri yaşayabilmeleri. "Böyle bir uygulamada bu da olabiliyormuymuş?" dedirtebilmek, işte güzel olan o.
Bayikanalında ince ayrıntıya dikkat etme özelliğimizi zirveye taşımaya çalıştık. Müşterimizin diğer bir işte çalıştığı bir yazılım firmasından "ince işçilik yapmışlar, iyi çalışmışlar" övgüsü bizi mutlu etti ama itiraf etmeliyim sektörün önde gelen firmalarından Exa ailesine en üst seviyede gelen tebrikler ve takdirler ayrı bir gururlanmamıza sebep oldu, demek doğru yoldayız.
TÜSİAD ve TBV tarafından düzenlenen eTR ödülleri, proje yaptıran kurumları onure etmek amacıyla her sene düzenleniyor. Bu sene Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül'ün evsahipliğinde Köşk'te yapıldı.

Köşk'te ödül töreni resepsiyonu için gönderilen davetiye elime ulaştığında gerçekten içimi güzel bir sevinç kaplamıştı.
Biz bilişimciler hep bilginin öneminden ve yaptığımız işin insan ve toplum hayatında ne denli yenilikler getirdiğinden bahsederiz, birazda kendimiz söyler kendimiz oynarız, oynardık. Bu ödül töreninin devletin en önemli kurumunda yapılması bilişim dünyası için ayrı bir anlam taşıdığını düşünüyorum.
Gelelim ödüle, "aslında ödül almak önemli değil, önemli olan çalışmak" desem de ödül almak insanın kendi kendine verdiği değeri arttırdığı gibi etrafında değer artışı meydana getiriyor.
eTR kapsamında verilen ödüller, projeye ve projeyi yaptıran kamu kurumuna veriliyor. "Cumhurbaşkanı Nerede?" uygulaması ile ilgili ödülü proje adına Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen aldı.

Proje fikrini üreten ve projeyi hazırlayan firmam adına projede çalışan bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum.
Ayrıca bize bu projeyi uygulama fırsatı veren Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Cumhurbaşkanlığı Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanı Ömer Arıkan beye (unutmadım :) güleryüzüyle içimizi ısıtan Cumhurbaşkanlığı Yazılım Müdürü Yavuz Emir Beyribey'e) teşekkür ediyorum.
Bu arada bilişime verdiği önemi yerinde vurgulayan, nazik ve mütevazi kişiliğiyle ön plana çıkan ve projelerimizi anlattığımda ilgiyle dinleyip fikirlerini paylaşan Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'e ayrıca müteşekkir olduğumu, bizlerle fotoğraf çektirdiği için de gurur duyduğumu ifade etmek isterim.

(Yeni yılda T.C. Cumhurbaşkanlığı sitesinde sosyal medya ve özellikle Web 2.0 projelerine ağırlık vereceğimizi şimdiden duyurmuş olayım.)
Daha detaylı bilgi için T.C. Cumhurbaşkanlığı resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz. http://www.tccb.gov.tr/sayfa/haber/detay/?d=haber1191
Az Counter Strike oynamamışımdır. Kablonetin esip gürlediği yıllardı, CS en çok oynanan internet oyunu idi, arkadaşlarla sağlam LAN ve WAN partileri yapardık. Sniperları sevmesem de takım olarak iyi oynardık. Birebirde de az yıkmamışımdır Kolluk'u. Az da olsa gerçeğini yaşamak varmış kaderde.
Yeni yılın 2. günü,Cumartesi, hadi şu içimizdeki paintball merakını giderelim aksiyon olsun diyerek Erkyazılım ekibi ile çıktık yola. Gerçi Cuma gecesi yağan sağnak yağmur, sabahında devam eden eden puslu hava kimimizin aklına "acaba?" sorusunu getirse de kararımızdan dönmedik, yiğitliğimize dokundurtmadan hani köpek öldüren soğuğu olmasa da onun gibi bir havada Zirve Paintball sahasına gittik.
Paintball dediğin iki boru, bir kaç yüz boyalı mermi bir de toprak saha. Giyindik kuşandık, oyuna katılan ekibi 2'ye ayırdık cengaverler gibi çarpıştık (demek isterdim :) en az iki kere "headshot" yedim ve yıkıldım, sırtımda ise 4 adet kızarıklık var. 4 ayrı ölüm değil ama en azından 2sini yapanın Metin olduğunu biliyorum. "Abi özür dilerim öldüğünü farketmedim demişti!" (Sağolsun arkadaşlar Metin'in icabına baktılar sonra :) Kızıyorum ama en büyük tesellim rakip takımdan Metin'in "Bayram abi, 2 kere vuruldum ama bayrağı getirdim dedi" demesi oldu. Demek daha az farkla yenilmişiz :p
Herkesin ortak fikri güzel ve yorucu olduğu ama başta biraz alışma evresini uzun geçirdiğimiz yönünde idi. Yazılarda okurduk, takım çalışmasını benimsetmek için Paintball kullanılıyor diye. Haklılarmış. Kaç oyunda öğrettiklerini merak etmiyor değilim. Bir sonrakinde neler yapacağımızı artık biliyoruz. Bir kere sayıyı 8 değil 12 gibi bir rakam olarak belirleyip, 6'lı 2 ekibe bölmek ve her ekibin kendi içinde komutanını (lider) seçip onun yönetiminde bayrağı ele geçirmesini sağlamak. Eğlenerek öğrenmek bu olsa gerek. (Oynarken aklıma geldi, acaba Starcraft/Red Alert gibi bir LAN partisi mi yapsak, sonuçta o da savaş :)
1. fotoğraf oyun başlamadan önce,
2. fotoğraf oyun sonunda (farkındaysanız 1.kişi eksik. Patron!)
3. ise ispiyoncunun sonu konulu piyes



(*) Oyunun sonuna doğru hakemin yanına gidip de tek patron Atakan abi kaldı, ne yapacağınızı biliyorsunuz şeklinde anons geçen sevgili Fatih için Rolo'dan geliyor: "An Elephant Never Forgets"